Hata
  • XML Parsing Error at 1:30. Error 18: unknown encoding
Ovacık Forum
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Sifrenizi mi unuttunuz?
Zaza-Kırmanc-Dımıli isimlendirmeleri (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
EN ALT Cevapla Beğenilen: 1
BA?LIK: Zaza-Kırmanc-Dımıli isimlendirmeleri
#296
royemdeniz (Kullanıcı)
Yeni Üye
Gönderiler: 11
graphgraph
Su An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
ZAZACA KÜRTÇENİN LEHÇESİ DEĞİL 8 Ay, 1 Hafta önce Başarı: -2  
ZAZACA KÜRTÇENİN LEHÇESİ DEĞİL
Hüseyin Topuz



Zazaca Kürtçenin lehçesi değil.Bütün batılı araştırmacı bilim adamları bunu doğruluyor.Bir dil bilimci olarak aynı tezleri savunuyorum.
Neden Zazaca Kürtçenin lehçesi değil.

1-Zazaca ve Kürtçe dil,ses.,söz dizimi,sözcük yapısı,gramer yapısı ve diğer özellikleri bakımından birbirine benzemiyor.Fillerin yapısı ve yapım ,çekim ,durm ekleri,kelime çeşitleri birbirine benzemiyor.
O NEDENLE KÜRT VE ZAZA BİRBİRİNİ ANLAMIYOR.

2-Zazaca eğer Kürtçenin lehçesi olsaydı aralarında bu denli kopuş ve uçurum olmazdı. Çünkü ZAZACA VE KÜRTÇE aynı coğrafyanın yani irani dillerdir. Bilimsel olarak kanıtlanmış olan bir şey var.Aynı bölgede yaşayan bir dilin arasında büyük farklar meydana gelmez. Bu çok önemli. Bir örnek vereceğim. Kazakistan'da konuşulan Kürtçe ile Türkiye'de konuşulan kürtçe aynı.ARALARINDA HİÇ FARK YOK. Öyleyse KÜRTÇE İLE ZAZACA ARASINDAKİ FARK NEREDEN GELİYOR. Demek ki aralarındaki fark kökenlerinin farklı oluşundan kaynaklanmaktadır. Bana zazaca neden farklıdır? AÇIKLASINLAR AMA AÇKLAYAMAZLAR. Bir İranlı prof.``un seminerini dinlemiştim. İranlı prof. a bir soru sorulmuştu. Cevap şöyleydi: Zazaca(dimilki)Kürtçenin lehçesi değil, bağımsız bir dildir. İranın Deylem bölgesinde konuşulmaktadır.

Öyle anlaşıliyor ki Kürtçüler kendi siyasi çıkarları için Zazaca``yı da alet ediyorlar ve eritmek istiyorlar.ZAZA olupta Kürtçülüğü savunanlara soruyorum:Kürtçe konuşsanıza? SİZDE HİÇ Mİ ONUR YOK!..KENDİ ANA DİLİNİZİ İNKAR EDİYORSUNUZ...

YOZLAŞMA

İnsanların inancından ,kültüründen,kimliğinden uzaklaşması ya da yabancılaşmasıdır. Peki insan yabancılaşınca ne olur? Her şeyden önce kendi değerlerinden uzaklaşır, başka değerlere saplanır. Yabancılaşan insan artık kendi değerlerini küçümser. BU DA BİR ÇEŞİT ASİMİLASYONDUR. Bir işçi çalışır emeğiyle oluşturduğu ürüne sahip olamaz. O ürünün sahibi patronudur. Siyasal alanda daha vahim bir durum var. Kişi Zaza kökenlidir; fakat tutturur Kürt sorunu, Kürt sorunu diye... Zazalığın, Kürtlüğün ayrı kimlikler olduğunu,Zazalığın Kürtlüğün içinde eritilmek amacının olduğunu kavrayamamıştır. Zaza olan bir kişi Kürtçeyi mi öğrenecek. Çünkü Zaza Kürtçeyi anlamaz,Kürt Zazacayı anlamaz.Öyleyse bir Zaza``nın ````Kürt sorunu```` demesi ne kadar inandırıcı olabilir ki?.. İnsan kendine bu kadar yabancılaşır mı? Bu aşağılık kompleksi ne kadar acı? Kendi ana dilini reddetmesi ne kadar trajik? Peki bir Kürt Zaza sorunu der mi , hayatta demez..Çünkü o yalnız kendini düşünür. Dinciler de öyledir, özgürlük isterler, ama kime. Yalnız kendilerine.

Hızlı bir yozlaşma süreci yaşanmaktadır. Bu yozlaşma ve yabancılaşmaya karşı dilimizi,inancımızı,kimliğimizi değerlerimizi koruyalım. Her türlü asimilasyoncu dayatmalara,baskılara karşı koyalım.
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#307
Z.Dersim (Kullanıcı)
Yeni Üye
Gönderiler: 7
graphgraph
Su An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Zaza Kimliği 4 Ay, 3 Hafta önce Başarı: 0  






Zaza Kimliği



Sait Çiya

Zazalar son yıllara kadar kendi kimlikleri hakkında yazılı çalışmalar yap(a)madılar. Zazalar hakkında yazılanlar bazı seyyahların ve dilbilimcilerin çalışmalarından ibaretdi. Son yüzyılda Türk ve Kürt milliyetçi tezlerini desteklemek için birbirini tekrarlayan yayınlar çoğaldı. Türk ve Kürt görüşü birbirine karşı gibi lanse edilmesine rağmen, temelde aynıdır.

Bunlara göre Zaza ülkesi yoktur. Zazalar kendi başlarına bir halk değildir. Zaza dili, dil değildir. Başka bir dilin alt kolu, lehçesidir.

Zazalar hakkında yazılanlar değerlendirildiğinde bu olguya dikkat edilmelidir. Birileri bizim yokluğumuzun teorisini yapıyorsa, burda tartışılacak bir şey yoktur. İnkarın, ele geçirmenin, yok etmek istemenin neyini tartışacağız? Bunu yazan Türk olsa, Kürt olsa veya Solcu, Sağcı, Alevi, Müslüman olsa ne fark eder? Bu tip yayınlar eskiden „bizi seven“ komşularımız tarafından yapılırdı. Sonradan içimizden insanlar devşirdiler. Bizden devşirdikleri insanlara yokluğumuzun teorisini yaptırdılar. Bu denenmiş bir yoldur. Adamlar tecrübeden yararlanmasını biliyorlar. Yerli ayak olmadan bir halkı ele geçirmenin zor olduğundan haberdarlar.

Zazalar kendileri hakkında yazılanlara, söylenenlere dikkat etmelidirler. Sahte dostlara, bilimsel unvanlı şarlatanlara, entellektüel gevezelere şunu sormalıdırlar:

Benim ülkem hakkında ne düşünüyorsun? Senin ülken var, bütün halkların ülkesi var, benim ülkemi neden inkar ediyorsun?

Benim halkımın varlığını ve kendi kendisini yönetmesini, ama, fakat, lakin demeden, sağa-sola kıvırmadan, ona-buna havale etmeden kabul ediyor musun?

Dilimin özgürlüğünü mü savunuyorsun yoksa dilimi kesmek mi istiyorsun?

Bu sorulara açık, net cevap vermeyenler kendilerine ne derlerse desinler, en azından gerçek dostlarımız değildirler.

Bu sorunun sadece bir yönüdür. Belki de ikinci yönüdür. Esas olan biz kendimiziz.

Kendisi olan, kendi kaderini eline alan hiç bir halkın özgürlüğü engellenemez.

***

Zazaların kendileri tarafından yapılan çalışmalar 1980´den sonra Avrupa´da başladı. Halkımızı inkar eden görüşler önemli ölçüde geriletildi. Başlangıçta az sayıda aydının başlattığı çalışma genişledi, ülkeye ulaştı. Aydınlarımız halkımızı inkar eden kesimlerden kopma sürecine girdiler. Dilini, kültürünü seven, ona yönelen eğilimler gençlik içinde yayıldı. Gençlerimiz milli kimliklerine sahip çıkmaya başladılar. Gelinen yerde ülkede ve ülke dışında Zaza milli davasını savunan nispeten geniş bir hareket oluştu.

Zaza hareketinin esas zayıflığı kitlesel katılım değildir. Elbetde bu da bir sorundur. Ama esas sorun, bu ´geniş hareketin´ bir türlü kendini örgütlüyememesidir. Taleplerini halkımıza ve birlikte yaşadığımız halklara kesin bir dille ve örgütsel bir mücadele ile ifade edememesidir.

Yaşadığımız coğrafyada doğru görüşlere sahip olmak yeterli değildir. Doğru görüşlerinizi destekleyecek güçlü örgütlü-politik hareketler yaratamazsanız, doğru görüşlerinizin istenilen etkisi olmaz.

***

´Geniş hareket´in özelliklerinden birisi de kavram kargaşasıdır. Dilimizin, halkımızın, kimliğimizin değişik yönleri, bölgelere göre farklı isimlendirilmeler son derece zorlanarak, bazen bilerek, bazen de bilmeyerek birbirinin karşısına çıkartılmaktadır.

Her halkda farklı biçimlere bürünse de, tarihi, siyasi, dini ve toplumsal nedenlerden dolayı farklı isimlendirmeler, bölgesel kimlikler oluşmuştur. Zazalar da kendilerini değişik isimlerle adlandırıyorlar.

Birinci ve en önemli farklılık Alevi-Müslüman bölünmesidir. Burda din faktörü belirleyicidir. Ezilen halklarda din faktörü daha belirgin bir rol oynuyor. Ulusal özgürlüğünü elde edemeyen toplumlar, kendilerini bir şekilde dini kimlikleri içinde ifade ediyorlar. Yer yer dini kimlikleri, ulusal kimliklerinin önüne geçebiliyor. Bu hem bir kaçış ve hem de aynı anda savunmadır. Bu durum Zazalar açısından da istisna değildir. Zaza halkı 1921 Koçgiri Direnişinde, 1925 Ṣıx Sait Direnişinde, İç Dersim´deki Direniş ve Soykırım sürecinde dini ve ulusal taleplerini bir potada birleştirmiştir.

Alevi ve Müslüman olanlar da her yerde kendini aynı isimle adlandırmıyor. Siverek-Çermik-Gerger ve çevresinde Dımıli adlandırması, Çewlik-Elazığ-Amed´de Zaza öne geçiyor. İç Dersim´de, Erzincan´da Kırmanc, Varto, Xınıs, Kars´da Elewi, Ma, Tercan, Zara-Qoçkiri´de Zaza diye kendini tanımlıyor.

Farklı adlandırmalar dini bölünmeyle de örtüşmüyor. Aynı dini inanışta olanlar da kendilerini farklı isimlerle tanımlıyorlar. İç Dersimliler kendilerine Kırmanc derken, Varto´nun, Xınıs´ın, Zara´nın, Kars´ın Alevi Zazaları bunu Kürt olarak algılıyor. Vartolu Aleviler, Çewlik- Amed Zazalarına Dımıli diyor.

Öne çıkan üç kavram var. Dımıli, Kırmanc, Zaza. Her üç kavramda da halkımız kendini ifade ediyor. Ama aynı zamanda bir kargaşalığa, anlaşılmazlığa da kapıyı açıyor.

Dımıli, Zazaların içinde sadece belirli bir bölgede kullanılıyor. Kürtler de yer yer halkımızı bu isimle tanımlıyor. Türkler bu isimlendirmeyi pek kullanmıyorlar.

Kırmanc, sadece İç Dersim´de ve Erzincan´ın bir bölümünde kullanılıyor. İç-Dersim´de de bazı aşiretler kendilerini sadece dini ünvanlarıyla adlandırıyorlar. Alevi Zazalar icinde dahi Kırmanc tanınmıyor. Varto´da, Xınıs´da, Zara´da Kırmancım deseniz, Kürt anlamına gelir. Türkler ve Kürtler de Kırmanc´ı Kürt olarak tanıyorlar.

Zaza, İç Dersim hariç bütün bölgeler bu isimlendirmeyi tanıyor ve içerde ya da dışarda kendini Zaza olarak tanımlıyor. Türkler, Kürtler ve öteki halklar da bizi Zaza olarak isimlendiriyor ve tanıyorlar.

İçerde ve dışarda halkımızı birleştiren, tanıtan isim Zazadır.

Zazalar kendilerini dinlerine, bölgelerine göre isimlendirmek istiyorlarsa, rahatlıkla Alevi Zaza, Müslüman Zaza ya da Dersmli Zaza, Çewlikli Zaza şeklinde ifade edebilirler. Aynı şekilde Zazaların içindeki farklı isimlendirmeler de araştırılmalı, kültürümüzün bileşenleri olarak korunmalıdır.

***

Bir toplumun kimliğini belirleyen, başkalarının o toplum hakkında düşündükleri değildir. Belirleyici olan o toplumun kendisi hakkındaki düşünceleridir. Toplumun ortak tanımlarıdır.

Bu benim hala daha savunduğum bir anlayıştır. Bunun ne anlama gelebileceğini, Tarihten Günümüze Dersim Kimliği isimli yazımda açmaya çalıstım.

Bu anlayışı çok zorlayanlar, çubuğu düzelteyim derken tamamen tersine kıranlar var.

Önce bir toplum diyorsak, o toplumun tamamını ele almalıyız.
Sadece Zazaca konuşan Alevileri alıyorsanız, bu kesimin tamamını tanımanız gerekiyor.

Kırmanc ismi üstüne çok spekülasyon yapılıyor.

Halkımızın bir kesiminin kendini böyle adlandırdığı doğrudur. Ama sadece bir kesimi. O halde öteki kesimlerin ne dediğine de bakmak gerekiyor. Dahası bu kavramın öteki bölgelerde, komşu halklarda nasıl anlaşıldığını da bilmemiz gerekiyor. Bir kesimin kendini adlandırmasını, sonuna kadar zorlayıp tüm topluma bir nevi zorla kabul ettirmeye çalışmak ne kadar doğrudur?

Neden İç Dersimlilerin dedikleri doğru da, Varto, Xınıs, Zara ve öteki bölgelerin kendilerini tanımlamaları yanlıs olsun?

Zaten Kırmanc ismini öne çıkartanlar, bunu bir nevi geçiş olarak kullanıyorlar.
Bazıları, Kırmanc´dan Dersim ismine, oradan da Alevi´ye geçiyorlar.
Ötekiler Kırmanc´ı Kürtlüğe geçiş için kullanıyorlar.

Burda bir eksen kayması vardır.
Sonunda ulusal sorun, öteki halkların lehine kurban edilmektedir.

Kırmanc isminde de samimi değiller.
İsteyen bunların görüşlerindeki gelişmeyi kendi yayınlarından izleyebilir.

Bazı siyaset bezirganları da, „halkın kendini tanımlamasını temel alıyorum“ diyerek bilerek tahrifat yapıyorlar.

İç Dersim´de halkın bir bölümü kendisine Kırmanc derken, Kürtlere de Khuri, dillerine de Kırdaski derler.

Peki bunlar bunu Türkçe´ye nasıl çeviriyorlar?
Kırmanc´ı aynen alıyorlar, Khurr yerine Kürt, Kırdaski yerine de Kürtçe´yi geçiriyorlar.

Eğer özgün isimler olduğu gibi başka bir dile çevrilecekse, o zaman Kürt- Kürtçe demeyin.

Açık ki Türkçe´ye böyle çevrilemez. Nasıl ki Khurr Kürt, Kırdaski Kürtçe anlamına geliyorsa, Kırmanc da Alevi Zaza olarak Türkçe´ye çevrilebilinir.
Zaten kendine Kırmac diyenler aynı anda, Palu Zazalarını kastederek, „Ma derezaȇ jubinime“ derler.

***

Din, çok kere ulusal kültürle iç içedir. Her halk kendi kültürünü dinine işlemistir. Ya da tersi. Dinini kültürüyle birleştirmistir. Ulusal ve dini özgürlüğünü elde etmiş toplumlarda, zaman zaman çelişki ve çatışmalar olsa da din ile ulusal kimlik genellikle birbirini tamamlarlar. Ezilen halklarda daha karmaşık. Eğer egemen ulusla dini birlik varsa, bu genellikle egemen ulusun lehine işlemektedir.

Somut konuşalım. Türklerin, kısmen de Kürtlerin ulusal problemleri halledilmiştir. Kürtler ulusal sorunlarını çözmeseler de, çözüm aşamasındadırlar.
Buradan hareketle ulusal farklılığa vurgu, bunlarda bölücülük olarak algılanmaktadır.

Örneğin bir Müslümanın , İslam´da ırkçılık yoktur, diyerek Zazaların kendi ulusal sorunlarını dile getirmesine karşı çıkması, Türk ırk sisteminin devam etmesi anlamına gelmektedir. İslam´da ırkçılık yoksa, her Müslüman, ezilen halkların, hele bu halk kendi komşusu ise, kendi devleti tarafından eziliyorsa, özgürlüğünü istemeli, ona destek vermelidir. Ulusal-demokratik istemlerin, özgürlük talebinin karşısına, İslam ümmetini çıkartanlar ırkçıdır. Irk düzeninin devamından yanadır. Kendi diliyle ibadet edemeyen birisi, din kardeşi ile nasıl bir kardeşlik kuracaktır.

Ya da, Aleviler 72 millete de aynı gözle bakarlar anlayışını, bunu Türk, Kürt, Zaza fark etmeze çevirip, ulusal köleliğimizi görmezden gelenler de ırk düzeninin devamından yanadırlar. Din kardeşlerinin kendi dilleriyle ibadet edemediklerini, ulusal özgürlüklerinin olmadığını kendilerine sorun yapmayanlar da ırkçıdır.
Dini yönden yakınlığı-birliği öne alıp ber nevi İslam ümmeti ya da Alevi ümmeti yaratmak isteyenler isteselerde, istemeselerde egemen ulusa hizmet etmekteler.

Din kardeşliği, dini yakınlık ulusal farklılıkların üstünü örtmeğe, egemen ulusun asimilasyon temelindeki birlik-kardeşlik sistemine hizmete dönüştürülüyorsa, sonunda ırk rejiminin yoluna girecektir.

***

Kimlikle tarihsel süreç arasında sıkı bir bağ var. Kimlik tarihsel süreç içinde oluşuyor. Aynı zamanda değişerek ilerliyor. Bir dönem önde olan etmenler, zaman içinde ikinci konuma düşebiliyor. Toplumun iç yapısındaki ekonomik-siyasi değişim, komşu halkların yaşadığı değişim kimliği doğrudan etkiliyor.
Osmanlının son dönemine kadar din çok önemliydı. Toplumları birleştiren, ayrıştıran temel etmendi. Milli hareketler Osmanlıyı yıktı. Osmanlı egemenliği altındaki halklar ulusal devletlerini kurdular. Halkların içindeki dini bölünmeler varlığını korumakla beraber, kimlik tanımında eski önemini yitirdi. Bir dinden olmak yerini, bir milletden olmaya bıraktı.

Türkleri ele alalım. Aleviler kendilerini Türk olarak dahi görmezlerdi. Müslüman Türkler, Alevi Türklerdense, Müslüman Kürtlere kendini yakın görürlerdi.

Ne oldu?

Son yüzyılda Alevi Türk de, Müslüman Türk de kendini aynı milletin parçası olarak görmeye başladı. Kürtlerde de bu gelişme yaşandı. Süreç devam ediyor. Türklerin, Kürtlerin uluslaştığı bir dönemde, Zazalara tarihte kalın, tarihte yaşayın demek ne kadar doğrudur?

Zazalar Müslüman olsun, Alevi olsun ulusal demokratik hakları için birlikte mücadele etmeli, demokratik uluslaşma sürecini güçlendirmelidirler.
Dinlerini uluslaşmayı bölen bir engel değil, ulusal zenginlik olarak görüp dini özgürlüğü ve çeşitliliği savunmalıdırlar.

Daha da önemlisi dini ibadetlerini kendi dillerinde, kendi ulusal yol ve adetleriyle yerine getirmelidirler.

***

Yazının başlığı Zaza Kimliği olmasına rağmen, Zaza Kimliğini bütün yönleriyle belirlemek iddiasını taşımıyor.

Sadace bugünki tartışmalara bir giriş yapmak istedim.
Türkiye bir dönüşüm sürecini yaşıyor.
Başta Kürt Sorunu olmak üzere, ulusal sorunlara çözüm aranıyor.
Ama Zazalar bu sürece dahil edilmiyor.
Öteki halkların sorununun nasıl çözüleceği tartışılıyor, adımlar atılıyor.
Zazaların ise en iyi halde ne oldukları, varlıkları-yoklukları tartışılıyor.
Zaza dilinin yok olma tehlikesi altında olduğu uluslar arası kurumlar tarafından da tespit edildi.

Zazalar kimlik tartışmaları yaparken bütün bunları göz önüne almalıdırlar.

28/02/2010




http://dersimzaza.wordpress.com/

http://www.tudef.net/

http://www.forum-prinz.com/cgi-bin/forum.cgi?forum_name=1534&message_number=445&pid=
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Son Düzenleme: 17/04/2010 04:14 tarafından Z.Dersim.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#308
Z.Dersim (Kullanıcı)
Yeni Üye
Gönderiler: 7
graphgraph
Su An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Zaza-Kırmanc-Dımıli isimlendirmeleri 4 Ay, 3 Hafta önce Başarı: 0  

************************* Hozat-Dersim (Tunceli Dağları)_24.06.934 ************************





Zaza-Kırmanc-Dımıli isimlendirmeleri ve doğru anlayış


Bertal Kahraman

Salı, 06 Nisan 2010


Hozat-Dersim (Tunceli Dağları)_24.06.934
Zaza Kırmanc davası toplumumuz arasında destek bulup, güçlendikçe bu konuda politik, siyasi hesapları bulunan dışımızdaki merkezlerin tavır ve yaklaşımları da, daha ciddi bir şekilkde sorunu saptırmaya, yolundan çıkarmaya ve bulanıklaştırıp, halkımızın kafasının karışmasına umut bağlıyorlar.

Kurt ulusalcılarının silahlı mücadeleden vazgeçmeleriyle birlikte ortaya çıkan kısmi sükünet ortamı, daha önceleri savaş psikolojisinin uçlara ittiği ve uc davranışların belirlediği politik düşünce-yorum tarzının halkımız üzerindeki etkisi giderek yerini daha sakin ve mantıklı değerlendirmelere bırakmış, bu durum özelikle Kürt ulusalcılığının Zaza-Kırmanc meselesine yaklaşımın sekterliği ve inkarcıliğıyla da birleşince, halkımızın kendi kimliğine, davasına, kültürüne sahip çıkmasını kısmen hızlandırmıştır.

Pratik yaşam, pratik hayat en iyi öğretmendir. Bunu, savaş ortamının slogancı politikalarının yerini pratik yaşamdaki sorunların almasıyla çok daha net görmeye başladık.

“Zazaca Kürtçe’nin lehçesidir” politikası pratik hayatta Kürt politikacıları arasında, “Kürtçe, Kürdistanda resmi dildir diğer lehçeler yereldir, çözüm açıktır” anlayışının dillendirilmesi ve savunulmasıyla ortaya çıkmaya başlamış, Kürtçe sanat yapıyoruz diyen Kürt sanatçılarının Dersime Kurmanciyi taşıma çalışmalarının fiyaskoyla sonuçlanması, Kürt edebiyat – kültür toplantılarında, Zazaca konuşulduğunda “anlaşılamaması” gerekçesiyle Kurmanci konuşmaya dönülmesi gibi pratik yaşamdaki örnekler ve politika adına; Dersimin köylerini helikopterlerle bombalatan Çiller hükümetinin ortağı Karayalçını Dersime secenek diye dayatan kör ve aymaz politika halkımız arasında esasen varolan kuşku ve kaygının pratikte açığa çıkmasına yardımcı olmuş ve halkımız mevcut durumu sorgulama konusunda eskisinden daha çok çaba harcar, daha çok soru sorar ve daha çok kendisi olmaya yönelir hale getirmiştir.

Öteden beri Zaza-Kırmanc meselesinde en ufak bir soru sorani “ajan” diye damgalayan, halkımız üzerinde psikolojik terör estirerek düşünmesi ve sorgulamasını sınırlamaya çalışan kör “Kürt milliyetçisi” politika esasen duvara vurmuştur. Bu gün bu çok güçlü olarak görülmese de gelişmenin yönü hep bu yönde olmuş, güçlenip ilerleyen Zaza-Kırmanc halkının kendisine dönmesi yönünde olmuş ve bu gelişme giderek büyümek eğilimindedir.

İşte bu nedenle Milliyetçi Kürt politikacıları kemalizmin kötü bir kopyası olan inkarcı tavrının kaybettirdiğini gördükçe Zaza-Kirmanc aydınlarına, politikacıları, yazar çizerlerine saldırısını sürdürmeye devam etmiş, bu arada bazı Kürt milliyetçisi çevrelerde Zaza-Kırmanc hareketi içinde kafa karışıklığı yaratmak amacıyla Alevi-Sünni ayrımına, Kırmanc-Zaza söylemine ve Dersimli, Dersimli olmayan Zaza ayrımına vurgu yaparak bu konuda ayrılık yaratmaktan medet umduğunu göstermektedir.

İşin tam da bu noktasında Zaza-Kırmanc meselesinde, kimi kişiler maalesef “oltaya takılma” eğilimi göstermek suretiyle yeni yeni güçlenen bir hareketin kendi içine dönerek kendisiyle cebelleşmesine bilerek ya da bilmeyerek katkı sunmaktadır.

Bugün halkımızın Sünni veya Alevi kesimine mensup kişilerin, kendisini Zaza ya da Kırmanc diye adlandıran kesiminin en çok dikkat etmesi gereken hususların başında: bu en çok bilinen konular üzerinde oyuna gelmemek ve bir bardak suda ‘kopartılmak istenen fırtına’ya yüz vermemek olmalıdır.

Bir sır değildir. Halkımızın Alevisi de, Sunnisi de vardir ve de hep olacaktır. Gene bir sır değildir, Kırmanc isimlendirmesi Dersim halkımız için özel bir anlam ifade etmektedir ve bu tarih boyunca hep böyle olmuştur. Gene bir sir değildir, halkımızın Alevisine de, Sünnisine de Türkçe ve Kürtçede ZAZA denmektedir. Dımıli kelimesi, Dımılki-Zazaki-Kırmancki konuşan halkımızın tümünce şu veya bu oranda kullanılmaktadır. Bunları bilmeyen bir Zaza-Kırmanc aydını düşünemiyorum. O halde sorun nedir?

Zaman zaman bazılarının yazdıklarından “Dersim dediğin bölgenin nüfusu nedir? Zaza nüfusu içindeki payı nedir?” türünden söylemler görüyorum. Bu söylemin sahipleri Kürt milliyetçileridir. Merak edenler Rizgari formunun arşivini biraz karıştırsınlar. Kürt milliyetçi şeriatçılarının çabası olduğunu göreceklerdir. Peki bu ırkçı-şeriatçıların söyleminin bizim çevremizdeki bazı kişilerin ağzında dolaşmasının anlamı ne?

Gene kör bir tartışma eğilimidir gidiyor. Halkımızın ismi yokmuş gibi ona isim bulunmaya çalışılıyor. Zaza-Kırmanc-Dımıli, bunların tamamı da halkımızın isimleridir. Bazı bölgelerde bir ya da diğer ismin tercih ediliyor olması da bir realitedir. Bunun bugün yeni keşfedilmiş gibi durup dururken tartışma konusu yapılmasının duşmanlarımızdan başka kime ne yararı var?

Kırmanc ismin içerik olarak Aleviliği de içeriyor olması, bazı Sünni kökenli arkadaşlarımızı niçin rahatsiz etsin, bunu anlamakta güçlük çekiyorum. 38 direnişinin önderleri Munzur gözelerinde Alevi törelerine uygun birlik sözü vererek direnmişlerdir. Bu direnişe gururla sahip çıkıyorsak, direnişi motive eden davranışın kaynağını da en azından anlayıp saygı duymak gerekir diye düşünüyorum.

Dersim kendi tarihiyle kendisine Zaza-Kırmanc mücadelesinde bir yer yaratmıştır. Bunu algılayıp kavrayamayan, buna saygı duymayan bir Zaza-Kırmanc düşünemiyorum.

Dini nedenlerle tarihte hep ayri durmuş olan halkımızın günümüzde ilk kez birlikte hareket etmesinin şartlari oluşmuş, buna sevinmek ve bunu destekleyip güçlendirmek gerekirken, düşmanın propagandasına alet olmanın mantıkla izahi mümkün değildir.

Dışımızdakiler hiç ayrım yapmadan halkımızı ZAZA ismiyle tanımlamaktadır. Bunda kötü olan ne? Bunu da anlamak güç.

Bu tür tartışmaların aramızda yer buluyor olması tuhaf.



Kaynak: http://www.kirmanc.net/

http://www.forum-prinz.com/cgi-bin/forum.cgi?forum_name=1534&message_number=536&pid=

http://dersimzaza.wordpress.com/2010/04/16/zaza-kirmanc-dimili-isimlendirmeleri-ve-dogru-anlayis/
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
 
Son Düzenleme: 17/04/2010 03:59 tarafından Z.Dersim.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
EN ÜST Cevapla
Sistem: FireBoardGönderileri Masaüstünüze Alın
CANLI YAYIN
RADYO OVACIK on Facebook

Online Yol Tv İzle

YOL TV CANLI IZLE

Anket

Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?
 

Ziyaret Saysı