Hata
  • XML Parsing Error at 1:30. Error 18: unknown encoding
Mazgirt PDF Yazdır E-posta
AYDIN
Yazar Webmaster   
Pazartesi, 23 Haziran 2008 18:20

MAZGİRT TARİHİ

Kaynaklarda eski ismine rastlanmamakla birlikte halk dilinde "Mezingirt" diye anılır. Urartularda, Gert kelimesi şehir anlamına gelir. Büyük şehir, Büyük Ormanlık anlamında kullanılmıştır. İ.Ö.9.yy' da yöreye hakim olan Urartular tarafından konduğu tahmin edilmektedir.

COĞRAFİ KONUMU

hmazgirt.jpg

Mazgirt coğrafi konumu nedeniyle en eski yerleşim yerlerinden biridir. İlçenin
tarihi, Tunç dönemine kadar gitmektedir. Bölge M.Ö. 2200' lerde hurrilerin M.Ö. 1375-1335 yıllarında Suriye'ye ilerleyen Hititlerin, Hitit devleti yıkılınca İ.Ö. 9. Yüzyılda Harput (Elazığ) yöresine hakim olan Urartuların hakimiyeti altına girmiştir. Mazgirt Kalesi, Mazgirt Kalesi, Bağın Kalesi Urartular dönemine aittir. M.Ö. 560' larda Asur ve Urartu devletini yıkan Medler, Mazgirt dahil tüm Tunceli yöresine hakim oldular. M.Ö. 550'lerde Medler, Persler tarafından ortadan kaldırılınca bölge Perslerin hakimiyetine, Pers ordularının M.Ö. 334-332'de İskender karşısında aldığı yenilgiler sonucu Makedonya egemenliğine girdi. Daha sonra bölge, Arslar, Kapadokya ve Romalılar arasında zaman zaman el değiştirdi. Roma İmparatorluğu hakimiyeti uzun süre devam etmiş, İmparatorluğun 395'de Doğu ve Batı Roma diye ikiye ayrılmasından sonra Mazgirt, Bizans İmparatorluğu sınırları içerisinde kalmıştır. Birinci Kubat yönetiminde Sasani İmparatorluğu 503 yılında Erzurum ve Diyarbakır' ı alınca, Tunceli yöresi Sasani, Bizans ve Araplar arasında 1071 yılına dek sürekli al değişmiştir. 1115 yılında, Harput kalesini elde eden Artukoğluları, Çubukoğluları'nın egemenliğine son verip Mazgirt ilçesi dahil, Tunceli'nin güney kısmının tümünü egemenliğe altına aldılar. 1100-1200 yıllarında Mengüçler yöreye hakim oldular. 1228 yılında Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat, Mengüçlerin egemenliğine son verince, ilçe Anadolu Selçuklu Devletinin egemenliğini girdi. Bağın (Dedebağ) köyü yakınında bulunan bağın kalesi, bu dönemde Selçukların denetiminde kalmıştır. Anadolu Selçuklu Devletinin, Moğollara yenilmesiyle 1243 yılında yöre Moğolların denetimini girdi. Bu dönemde bir çok beylikler çıktı. 1300 yılında Akkoyunlular yöreye hakim oldular. 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet' in Akkoyunları Otluk Beli savaşında mağlup etmesinde sonra yöre Osmanlıların egemenliğine girdi. 1514 Yılında Yavuz Sultan Selim'in Şah İsmail' i Çaldıran savaşında yenmesiyle Osmanlı egemenliği pekişti. Çemişgezek Beyi bir Hüseyin Beyin ölümünden sonra 1520 yıllarında Mazgirt, sancak haline getirildi. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Pir Hüseyin Beyin büyük oğlu Muhammet bey, Mazgirt sancak beyliğine atandı. Bir yıl yöreyi yönettikten sonra öldü.

MAZGİRT İKLİMİ

Mazgirt'in iklimi, Doğu Anadolu karasal bölgesinin karasal iklim özelliklerini gösterir. İlçemiz 39-01 enlem ve 39-36 boylam dereceleri arasında yer alır. Genel olarak yağışlar ilkbahar, sonbahar ve kış mevsimlerinde görülmektedir. Yaz mevsiminde hemen hemen yağış yoktur. Yılık yağış miktarı , ortalama 700-800 kg/m2, yıllar itibariyle en yüksek sıcaklık ortalaması 33 derece, en soğuk ise -20 derecedir. Rüzgarın hakim yönü kuzey doğu ve güney batıdır. Son yıllarda kar yağışındaki gözle görülür azalmanın önemli sebeplerinden biri, Keban baraj gölünün ılıman etkisidir. İlçenin güneyi, kuzeyine göre daha sıcak olup daha az kar yağışına maruz kalınmaktadır. İlçemiz civarında eskiden kışın daha sert ve yağışlı geçtiği bilinmektedir. Anlatılanlara göre eskiden tek katlı evlerin boylarına kadar kar yağdığından evlere girmek için bodruma girer gibi merdivenlerden iniliyor; bir evden bir eve giderken insanlar görünmüyormuş. Mazgirt'in iklimi ,Doğu Anadolu karasal bölgesinin karasal iklim özelliklerini gösterir. İlçemiz 39-01 enlem ve 39-36 boylam dereceleri arasında yer alır. Genel olarak yağışlar ilkbahar, sonbahar ve kış mevsimlerinde görülmektedir. Yaz mevsiminde hemen hemen yağış yoktur. Yılık yağış miktarı, ortalama 700-800 kg/m2, yıllar itibariyle en yüksek sıcaklık ortalaması 33 derece, en soğuk ise -20 derecedir. Rüzgarın hakim yönü kuzey doğu ve güney batıdır. Son yıllarda kar yağışındaki gözle görülür azalmanın önemli sebeplerinden biri, Keban baraj gölünün ılıman etkisidir. İlçenin güneyi,kuzeyine göre daha sıcak olup daha az kar yağışına maruz kalınmaktadır. İlçemiz civarında eskiden kışın daha sert ve yağışlı geçtiği bilinmektedir. Anlatılanlara göre eskiden tek katlı evlerin boylarına kadar kar yağdığı zaman evlere girmek İlçemiz fotoğraflarda görüldüğü gibi, Munzur Dağları'nın uzantısı olan Kert Dağları üzerinde, Mazgirt Kalesi eteğinde kurulmuştur. Rakımı 1400' dür. Doğusunda Peri Suyu (Karakoçan ilçesi), Batısında Munzur Suyu (Merkez ilçe), Kuzeyinde Nazimiye ilçesi ve Güneyinde Keban Baraj Gölü bulunmaktadır. Mazgirt güneyden kuzeye doğru sürekli yükseklik arz eden tepe ve dağlardan meydana gelen bir ilçedir. İlçenin güneyini teşkil eden Baraj Gölü çevresi, ormanlık sahası bulunmayan ve küçük tepelerden meydana gelmiş tarıma elverişli alandır. Mazgirt ilçe merkezi ile Darıkent arasında bir şerit düşünülecek olursa, bu şeridin kuzey kısmının yüzey şekilleri güney kısmına göre daha dağlıktır. Bu bölümde büyük dağlara ve vadilere rastlanır. Bu bölge bitki örtüsü ve ormanlık saha bakımından güneye nazaran daha zengindir. İlçede ova yoktur. Baraj gölü, Göktepe ve Akpazar Bucağı çevresinde bazı köylerin arazisini kısmen kaplamıştır. Bu araziler, ilçenin en verimli arazisinin teşkil eder. İlçenin Batısında bulunan Mazgirt Dağları, Kuzeyindeki Simdantaş (Kırklar) tepesi, Yeşilbaba ve Gögerik tepesi yörenin başlıca dağlarıdır. Sonuç olarak Mazgirt, Tunceli'nin güney kesiminde yer alan, kuzeyde Merkez ve Nazimiye ilçesi, doğuda Karakoçan, güneyde Kovancılar, batıda Pertek ile çevrili 709 Km yüz ölçümüne sahip bir ilçedir.

MAZGİRT'İN ÖRF VE ADETLERİ

GELENEK VE GÖRENEKLER

İlçemizin değişen kültürü gibi gelenek ve görenekleri de yok olmaya yüz tutmuştur. Ağalık ve dedelik yöre halkına uzun müddet etkisi altına almış en etkili kurumlardan biriydi. Eğitim düzeyinin artması, halkın kültür düzeyinin yükselmesi bu kurumların önemini yitirmesine neden olmuştur.

 

MAZGİRT'E ULAŞIM

Mazgirt diğer ilçelere göre ulaşımı en rahat sağlanan ilçedir. İl merkezine uzaklığı 33 Km olup, ulaşımı özel minibüsler ile yapılmaktadır. İlçemiz, ismi ile anılan Munzur üzerinde bulunan Mazgirt Köprüsü İlçemiz ile diğer ilçeler arasında direkt olarak ulaşım imkanı bulunmamaktadır. Bir çok köyümüzün vasıtası olup, köy halkı ihtiyaçlarını temin etmek için ilçe merkezine ve çevre illere bu vasıtalar aracılığıyla gidip gelmektedir. İlçemizde ticari taksi bulunmamaktadır. Fakat Mazgirt Köprüsünde bulunan (Burmageçit) vasıtasıyla Tunceli'ye, Elmalık (Seyidli)Köprüsü ile Elazığ'a bağlanmaktadır. İlçemiz, Çemişgezek İlçesine 121 Km, Hozat İlçesine 95 Km, Nazimiye İlçesine 37 Km, Ovacık İlçesine 60 Km, Pertek İlçesine 51 Km ve Pülümür İlçesine 68 Km uzaklıktadır. Ticari taksiler sayesinde ilçe merkezine ulaşılmaktadır. İlçemizin, tüm köylerle ulaşımı sağlanmaktadır. Yolu olmayan köyümüz yoktur. Kış aylarında bazı köylere ulaşım mümkün olmamaktadır. İlçemiz, Tunceli Elazığ Karayoluna 11 km uzaklıkta olup yolu asfalttır. Darıkent (Muhundu) Beldesi' nin asfalt yolu bakımdan geçirildiğinde köylere ulaşım daha rahat sağlanacaktır. İlçemizin diğer beldesi olan Akpazar'ın (peri) ulaşım yönünden bir sorunu bulunmamaktadır.


EVLENME GELENEKLERİ

İlçemizde, eskiden evlenmeler görücü usulü ile olurdu. Oğlan tarafı kızı görür. Araştırmalar yapar, aile içinde yaşlı kişilerden oluşan bir heyet kız evine kızı istemeye giderlerdi. Her iki taraf da bu evliliği uygun görülürse söz kesilirdi. Bazen de, erkek kızla tanışır ve birbirlerine dil bağı denilen bir hediye verirlerdi. Zamanla anne ve babalar bu durumu öğrenirler çocuklarının istek ve arzularına uyarak nişanlama yoluna giderlerdi. Kız istemeye giderken ailenin maddi gücüne göre hediyeler götürülürdü. Eskiden kız tarafı, oğul tarafından başlık istermiş (süt hakkı,kardeş halatı). Ama günümüzde bu durumlar kalkmıştır. Kız istemeye çevreden birkaç saygın kişi ile birlikte gidilir. Karşılıkla yapıcı, okşayıcı konuşmalardan sonra söz nişan meselesine getirilirdi. Oğlanın babası, Allah'ın emri ile kızı ister, teklifi kızın ailesi kabul ederse nişan yapılırdı. Eğer (süt parası) çeyiz parası gibi şeylerde anlaşma sağlanırsa, iş tatlıya bağlanmış sayılırdı. Düğün hazırlığına başlanır, eğer anlaşma sağlanmazsa hemen kızın evinden kalkılırdı. Düğün gününe kadar oğlan tarafı kız evine birkaç sefer adam gönderir, olumsuzlukların giderilmesine çalışılırdı. Olumsuzluklar giderildikten sonra düğün tarihi kararlaştırılırdı. Düğün genelde üç gün sürerdi. Düğünün birinci günü, genelde yakın akrabalar, ikinci gününde ise diğer davetliler düğüne katılırdı.

MUSAİPLİK

İlçemizde musaiplik çok kutsal sayılır ve büyük değer verilir. Musaiplik şöyle anlatılır ; "tarikatımızın dört kapısı vardır ; Siriyat (musaiplik), Tarikat (rehberlik), Marifet(pirlik), Sırhaket (mürşütlük) denir. Musaiplik: Bununla dört kapı mevcuttur; iki genç nasıl gönüllü evlenirse, iki musaipte öyle gönüllü musaip olurlar. Musaiplik şartı, ateşten gömlektir; hakkından gelemezsen giyme yanarsın. Demirden leblebidir; hakkından gelemezsen çiğneme otuz iki dişin birden kırılır. Musaiplikte dört can birden gömleğin içine girer. Musaip olabilmek için ikigenç erkek birbirini severse bir pir huzuruna çıkar, "KEMERİBEST" olurlar.

SÜNNET DÜĞÜNLERİ VE KİRVELİK

İlçemizde ve yöresinde kirvelik büyük anlam ihtiva eder. Kirveye çok büyük değer verirler. Öyle ki, kirve, kardeş kabul edilir ve şöyle anlatılır; Peygamber dostluğu vardır. Seyyidi Bin Ububat, sünnet düğünü hazırlığı yapar. "Ben peygambere dost olacağım" der. O zamanın hükmüne göre, peygambere elma göndermiş. Peygamber, çocuğun gözlerini kapatarak arkasında duruyor, "herkes bundan sonra dost oldu" diyor. Herkesin dostluk kurduğu peygamberimizdir. Kirvelik, böyle bir dostluk simgesidir. Yörede çok saygı gören bir görevdir. Buna "Hz. Muhammed (s.a.v) dostluğu" denilmektir. İlçemiz ve yöresinde kirvelik üç grupta toplanır. Kötülüğü önlemek için, İhtiyaçtan doğan kirvelik, Sevgiye dayanan kirvelik

MAZGİRT'TE NÜFUS

30 Kasım 1997 tarihide yapılan son nüfus tespitinin kesin olmayan sonuçlarına göre; Merkez:3.410, Belde:2.014, Köy:5.667, Toplam:11.091, sonuç olarak 1990 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 20.858 olan nüfus 1997 yılı nüfus tespitinin kesin olmayan sonuçlarını karşılaştırdığımızda ilçemizin göç dalgasıyla karşı karşıya bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda 1997 yılı nüfus tespitinden merkez, belde ile köylerin nüfuslarında 1990 yılı sayımına göre büyük bir azalma olduğu ve sekiz köyün göç nedeniyle yerleşim alanı olma özelliğini kaybettiği anlaşılmaktadır. Nüfusun; kesin olmayan 1997 yılı nüfus tespitine göre %46'sı kadın, %54'ü erkek olup, %30.75'i ilçe merkezde, %18.15'i beldelerde ve %51.10'u köylerde yaşamaktadır.

MAZGİRT'TE EĞİTİM

Mazgirt, okuma yazma oranı en yüksek olan ilçelerden biridir. Diğer ilçelere göre en kalabalık nüfusa ve yerleşim birimlerine sahip olduğu halde beş köyü hariç diğer köylerinde ilkokul, eğitim-öğretim etkinlikleri devam etmektedir. İlçede okuma yazma oranı %90'nın üzerinde olduğu sanılmaktadır. İlçe merkezinde 1 lise, 1 ilköğretim okulu mevcuttur. Bulgurcular köyünde Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 1984 yılında öğretime başlamıştır. Akpazar'da lise ve bünyesinde ortaokul Darıkent Bucağında bir ortaokul vardır. Halk Eğitim Merkez Müdürlüğünün de kendisine ait bir binası mevcuttur. Mazgirt ilçesinde eğitim-öğretime olan büyük ilgiden dolayı yüksek öğrenim mezunu çok sayıda insan vardır. Bunlar, yurdun çeşitli yerlerinde görev yapmaktadırlar. Özellikle Kızılkale köyünden çok kişi yüksek öğrenim görmüş ve önemli görevlerde bulunmaktadırlar. ilçenin güney kesimin de okuma-yazma oranı daha yüksek olup çevre ilçelerle ve Elazığ ile ilişkileri daha fazladır. Bunda ulaşımın etkileri vardır. İlçede Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından halıcılık, folklor, daktilo kursu, dikiş ve bilgisayar kursları açılarak gençlerin bu alanda eğitimleri yapılmakta ve yetenekleri geliştirilmektedir. Eğitim-öğretim etkinlikleri İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü denetiminde yürütülür.

MAZGİRT'İN EFSANELERİ

ÇOBAN BABA EFSANESİ

Halk tarafından anlatıldığına göre; Çoban Baba Hz. İbrahim Peygamber' in çobanıymış. Sürü otlatırken bir koyun sürüden ayrılmış. O da koyunu takip ederek ilçemize kadar gelmiş. İlçe merkezinin doğusunda bulunan mezarlığın altına geldiğinde koyunu tutmuş ve şöyle demiş; " Bre hayvan! Bana acımadınsa kendine demi acımadın?" Koyun orada kaybolmuş. Koyunun kaybolduğu yerden su çıkmış(Yöre halkınca Cuma akşamları buradan süt aktığı söylenir). Çoban Baba da oraya yerleşmiş zenginlerden almış fakirlere dağıtmış. Diğer bir efsaneye göre de Çoban Baba, Moğollar Anadolu' yu işgal edince Hacı Bektaşi Veli tarafından ilçemize gönderilmiş, "git oradaki halkı irşat et, halkın göç etmesini engelle! Bu istila bitecek, insanlar ferah olacak" demiş. Oda ilçemize gelmiş aşevi kurmuş yoksullara yedirmiş, içirmiş ,giydirmiş... Bu halka sahip çıkmış.

ELTİ HATUN EFSANESİ

Mazgirt ilçe merkezinde bulunan Elti Hatun türbesi ile ilgili efsaneye göre, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın kız kardeşi olan Elti Hatun, yılanlardan çok korkarmış. Vasiyetinde, öldüğünde yılanların kendi vücudunu yememesi için zincirle tabutunun tavana asılmasını istemiş. Ancak ölümünden bir süre sonra tavana asılı olan tabuta yılanların girdiği görülmüş ve tabut yere indirilerek bugün bulunduğu kabrine konulmuş. Türbe yöre halkınca ziyaret edilir. Mumlar yakılır.

BAĞIN KALESİ EFSANESİ

Yöremiz halkından edilen bilgiye göre, ilçemizin Dedabağ köyünde bulunan Bağın Kalesi'nde Selçuklular döneminde, Sultan Alaaddin Keykubat, yörede yaşayan ve ermiş bir zat olarak tanınan Hacı Kureyş' ten bir takım kerametler ister. Kureyş' in gösterdiği keramatlere inanmayarak Kureyş' i kızgın bir fırına atmaya karar verir. Kureyş bu teklifi kabul eder ve yanında padişahın adamların dan bir şahıs alarak fırına girer. Rivayete göre 3 gün fırında kalırlar. Fırının kapısı açıldığında Kureyş' in sakalının buz tuttuğu yanında bulunan şahısın da her tarafının külden bembeyaz olduğu ve ikisinin de sağ olduğu görülür (Hatta yanındaki zatın elinde üzüm olduğunu da anlatanlar vardır). Yanındaki şahısa O günden itibaren Derviş Gerv (Boz Derviş) ismi verilir. Bu mucizeler karşısında, Alaaddin Keykubat tarafından ikiside serbest bırakılır ve bu olaydan sonra kendilerine saygı duyulur.

YÜRÜYEN DUVAR EFSANESİ

Bu efsane, ilçemiz Darıkent bucağında geçer. Kureyş Baba adında ermiş birisi, bileğine doladığı yılanı kamçı yaparak bir ayıya binmiş geliyormuş. Bu sırada duvar örmekte olan Baba Mansura, kendisine bir keramet göstermesini istemiş. Oda yaptığı duvara binerek yürütmüş. Kureyş Baba, Mansur' un bu mucizesine hayran kalmış ve ona "siz cansız duvara can verdiniz" diyerek Baba Mansur'un elini öpmüş. O günden sonra, kureyş sülalesinden olanlar mansur sülalesinden olanlara hürmet etmişlerdir.

Pazartesi, 23 Haziran 2008 18:20 tarihinde güncellendi
 
CANLI YAYIN
RADYO OVACIK on Facebook

Online Yol Tv İzle

YOL TV CANLI IZLE

Anket

Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?
 

Ziyaret Saysı